Faruk Aksoy / Platin Haber

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DEVLET ‘NE’ DEĞİLDİR?

10 Şubat 2012 Cuma 15:53

Hikaye, insanın oluşturuduğu en büyük organizasyon olan ‘devlet’i yönetme noktasında kilitleniyor.

Önce şunu sormalıyız;

 Devlet, her iktidar tarafından değiştirilen ya da dönüştürülen bir şey midir?

 Bunu gerçekleştirmek o kadar kolay mıdır?

 Daha da önemlisi ‘devlet’ denilen yapı, buna müsait midir?

Taraflı tarafsız herkes Türk Devletinin sahiplerinin değiştiğini kabul ediyor.

Artık ‘devlet gücü’nün farklı bir kesim tarafından yönlendirildiğini görmeyen yok.

 Daha açık söylemek gerekirse bu kesimin ‘muhafazakarlar’ olduğu da bilinen bir gerçek.

Hatırlıyorum, Fethullah Gülen Hocaefendi bir konuşmasında aynen şunu söylemişti;

” Eğer bu devlet bizimse, hepimizinse neden öğrencilerimiz ‘devletin içine sızmakla’ suçlanıyor? İnsan kendine ait bir yere sızar mı, ya da neden sızsın? İnsan kendine ait bir yere oranın sahibi olarak girer.” demişti.

Cemaat ilişkilerini bilmeyen biri olarak Hocaefendi’nin bu tespitine hak vermiştim.

 Ben de ‘insan kendine ait bir eve’ nasıl sızar, kimseye görünmeden ya da hissettirmeden, kendine ait eve girme mecburiyeti nereden ve hangi baskıdan  kaynaklanır?’ diye düşünmüştüm.

Aynı noktadayım hala.

Sanırım akıl sahibi her insan da ‘mantık olarak’ Hocaefendi’nin tespitine katılıyordur.

Lakin mesele bu değil. Anlaşıl(a)mayan şey daha farklı.

‘Devlet’ denilen bu yapının yönetimine talip olma isteği başka, devleti değiştirme( teknik olarak asla mümkün değildir) fantazisine kapılmak başkadır.

Bu işlerden biraz anlayan, okuyan yazan her fani bilir ki, tarihte kurulmuş bütün devletlerin ‘temel organizasyon’ anlayışı aynıdır.

Yani, kendi halkına ‘başka bir medeniyeti’ uygun görenler de( aynı zamanda  güya o medeniyete düşman(!) olanlar da) yargı,asker,polis,istihbarat,eğitim,finans,medya gibi devlet güçlerini kullandılar, ‘kendi medeniyetine sahip çıkmayı’ uygun görüp bunu gerçekleştirmek için ‘ittifak ve ilişki’ yöntemini benimseyenler de bunları kullanıyorlar.

 Devlet, her halükarda aynı organların kullanımıyla yönetiliyor.

Devletin ne uygulamaları, ne refleksleri ne de varlık sebebi ortadan kalkmıyor.

Sadece ‘tarlanın’ sahibi değişiyor.

Son olarak;

 MİT’in de içinde olduğu büyük dalgada bütün kafaları karıştıran ve ‘peki, şimdi bunu kim yaptı?’sorusuna cevap bulamayan herkesi ‘devlet yönetiminin tek bir şekli olduğu’ ayrıntısına davet ediyorum.

 Olaya buradan bakın.

 Göreceksiniz ki İran İslam Cumhuriyeti’nde de, Amerika Birleşik Devletleri’nde de, Quaker Mezhebinde de, Umman Krallığı’nda da ‘yönetme yöntemi’ ve amacı hep aynıdır.

 Fark ‘amacın farklılığıdır’. Amaçsızlığın farklılığından bahseden bir tane bile organizasyon yoktur.

‘Kimin’ adamı olduğunuzdan çok, ‘devletin evrensel yönetim kurallarına’ uyup uymadığınız önemlidir.

Bir devletten ‘hak’ istemek, devletin temel işleyişinin en önemli dinamiği, itici gücüdür.

Fakat bir devletten, ‘başka bir devlet’ istemek, İmralı’nın yolunu tutmak demektir.

Atası belli bir sözle bitireyim isterseniz.

“Devletin kutsallığı, karışıklığından kaynaklanır.”

Bu yazı toplam 327 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.


FACEBOOK

TWITTER
GAZETE MANŞETLERİ
Spor Toto Süper Lig
Platin Haber Spor
NAMAZ VAKİTLERİ
İSTANBUL için namaz vakitleri
İmsak 03:42Güneş 05:34Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:29Yatsı 22:11
HAVA DURUMU
Ankara
-8 / 10 °C
İzmir
-2 / 18 °C
Antalya
6 / 16 °C
Adana
2 / 17 °C
Konya
-2 / 10 °C