GÖSTERMELİK “SENİN DÜŞÜNCENE SAYGI DUYUYORUM.” ‘LARLA SIRALANAN SAMİMİYETSİZ BEYANLAR….
TATMİN ETMEK VE EDİLMEKTE SINIR TANIMAYAN SİLÜETLER, TAM BİR İLETİŞEMEME ÖRNEKLERİ OLARAK HER GÜN BOY GÖSTERİR EKRANLARDA…
Başarının sırrı %85 sosyal hayattaki bağlarımıza bağlıysa burda ön plana çıkan bu bağları nasıl sağladığımız…
Hedeflerimize ulaşmada insanlarla kurduğumuz iyi iletişim ve onlarla sağladığımız bağlar hayat gayemizi şekillendirir…
İnsanlarla geçinememek, başarısızlık, mutsuzluk ve asabiyet…
Şöyle hayatınızda sizi mutsuz eden insanlara bir bakın…
Kaynağı sağlıklı iletişim kuramamaktır.
Peki neden iletişimde sıkıntı yaşıyoruz?
Çünkü herkes kendi doğruları üzerine iletişimi tercih edince ve üzerine karşısındakinin düşüncelerini küçümser bir tavır takınınca alın size bir cümbüş!
Peki iyi bir iletişim kurmak, nabza göre şerbet vermekten mi geçer?
Yoksa bazen kendi doğrularınızdan vazgeçmekten mi?
Hayatımızdaki mutlulukların çoğu,diğer insanlarla aramızdaki başarılı ilişkilerden geçerken sorunlarımızın çoğu da onlarla olan mutsuz ya da başarısız ilişkilerden ortaya çıkıyor.
Hayatımızdaki pek çok problem insanlarla ilgiliyken doğru iletişimi sağlamak neden bu kadar güç olur?
- Ailenizde nasıl bir iletişim varsa aynısını çevrenize de yansıtırsınız.
Gelişim çağında annenizle babanız arasındaki sözlü iletişim iliklerinize kadar işler.
Uzmanlar her konuda aile çok önemli diye boşuna haykırmıyorlar.
Önemli, hem de çok…
- Göstermelik “Senin düşüncene saygı duyuyorum.” larla sıralanan samimiyetsiz beyanlar. Oysa sıfır saygıyla devam eden pervasızca yorumlar birbiri ardına gelir çok geçmeden.
Şu hep es geçilir, hiç ummadığınız birinin söyleceği bir şey, kendi iç hesabınızda yanlış bildiğinizi söylemesenizde an gelir değiştirmenize sebep olur.
Evrende herseyi sadece siz bilirsiniz diye bir kural yok.
Olamaz da!
Şöyle bir televizyon kanallarına baktığımızda da aynı manzara….
Herkesin bir ağızdan konuştuğu tartışma programları, biri bir soru sorarken diğerinin de onun uzerine konuşmaya çalışma çabasıyla tam bir uğultu havası stüdyolarda uzun uzun hüküm sürer..
Evlilik programlarında adayların birbirlerinden bir türlü alamadığı şu elektirik durumunu izah ederken, bir diğer adayın da iltifat edeyim derken müstehcenlikte sınır tanımayan halleri…
Hatta güzel bir söz söylediğini zannederek hakaret içeren cümlelerin havada savrulması ve gülümseyen suratların da eşlik ettiği bir armoni…
Ne yaman bir çelişkidir!
Tabi bunu akıllıca yapanlar da var.
Okan Bayülgen’in gelen konuklarına kibarca iltifat ediyormuş, takdir ediyormuş gibi davranarak aslında küçümser tavrını da zekice yapmasını, büründüğü rol ve format gereği oluşunu anlayamayan konuklar…
Kendisinin tabiriyle televizyon bir ilizyondur. Aynen öyle!
Atlanmayacak tek gerçek ise İLETİŞEMEMEKTE ki ısrar….
Evet iletemiyoruz…
İletişemiyoruz!
Aslında tüm bu iletişim problemlerinin özeti; herkesin kendini Kaf Dağı’nda görmesi…
“Ey İnsan Kaf Dağı kadar yüksekte olsan da kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma herşeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.” (MEVLANA)
Derinmedya.com
Bu yazı toplam 574 defa okunmuştur.