BATI DÜŞÜNCESİNİN GEÇMİŞİ GELECEK OLARAK İNŞASI
Bir önceki yazımızda Batı düşüncesinin kendisini İslâm düşüncesinin değili olarak konumlandırdığından ve tarihî kökleri itibarı ile çatışmacı olduğundan bahsetmiştik. Şimdi de Batı düşüncesinin kendisine nasıl gelecek inşa ettiği üzerinde kısaca duracağız.
18. yüzyıla kadar Roma'yla ilgili kaynaklar bir kütüphanenin iki rafını doldurmazken, bu tarihten sonra "her ne hikmetse" kütüphaneler dolusu yeni kaynaklara dayanan kitaplar yazılmıştır. Batılılar bu yolla kendilerine yeni bir gelenek ve medeniyet inşa etmişlerdir. Tabir-i caizse Batılı tarihçiler "Geçmişi Gelecek" olarak yazmışlardır. Geçmişin gelecek olarak inşasında Batılıların kullandığı metot; İslâm alimlerinin ortaya koyduğu düşünceleri, "sanki daha önce düşünülmemiş gibi" kendilerine mal etmek olmuştur. Nitekim birçok batılı düşünür (!) bu yolu tercih etmiştir. Örneğin; Niccolo Machiavelli'nin "Hükümdar (The Prince)" adlı kitabı İbn Zafer'in "Adil Hükümdar" olarak dilimize çevrilen eserinin bir kopyasından ibarettir. Ayrıca birçok batılı müellif İslâm alimlerinin ortaya koydukları bir düşünceyi kitaplarına alırken kaynak belirtmemiş ve amiyane tabirle üstüne yatmıştır. Hâlbuki bir İslâm düşünürü olan İbn Haldun "Mukaddime"sinde, coğrafyayla ilgili bir bilgi aktarırken "Batlamyus der ki" diye başlamaktan çekinmemiştir.
Tüm bu söylediklerimiz ve verdiğimiz örnekler Batı düşüncesinin "ben merkezli" olduğunu göstermek ve Batının İslâm düşüncesi karşısında kendini konumlandırırken dahi İslâm düşüncesine dayanmaktan kendini alıkoyamamasını göstermek açısından önemlidir.
Gelecek yazımızda, ilk iki yazının aksine düşünce sistemlerinden ziyade kültür-sanat etkinlikleri üzerinde duracağız inşallah.
Selam ve dua ile...
AHMED CEVAD
Bu yazı toplam 777 defa okunmuştur.