Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kısaparmak Ailesi Platinhabere konuştu
21 Aralık 2011 Çarşamba 12:45

Kısaparmak Ailesi Platinhaber'e konuştu

Sanatlarıyla sevilen, evlilikleriyle topluma örnek olan Şebnem ve Fatih Kısaparmak

Platinhaber/özel Nerede oluyorsanız olun, omurgalı olacaksınız. Omurga nedir? Bu ülkenin milli ve manevi değerleridir, mayasıdır. Buna sahip olanlar yarına kalır, bugünü geleceğe taşır. Omurga nedir? Ortak paydalarımızdır. Değerlerimizdir. Kültürel formlarımızdır. Milli ve manevi direnç noktalarımızdır. Ortak paydalarımız, aynı zamanda ortak faydalarımızdır. Biz milli ve manevi değerlerimize Türk halkı olarak kökünden sahip çıkmalıyız.

Biz bu topraklardan, bu coğrafyanın kültüründen, geleneklerinden ve insanların değerler sisteminden besleniyoruz. Sonunda o denizden gönül kovalarımıza doldurduklarımızı, kendi beyin süzgecimizden geçirip tekrar halkımıza sesleniyoruz. Yani eserlerimizde beğendiğiniz ne varsa, o sizin eserinizdir. Biz yoktan varetmiyoruz. Yoktan varetmek, sadece ve sadece Allah’a mahsustur. Bizler varolan güzellikleri yeniden keşfederek, kendi gönül imbiğimizden süzüp damıtarak kendi emeğimizi de katarak yine dönüp dolaşarak size sunuyoruz. Beğendiğiniz ne varsa size aittir.

Röportaj; DURSUN ACAR

Fotograflar; BİLAL KELEBEK

Sanat ve sanatçılık zor kavramlar. Sanatın sürekli kirlendiği bu dönemde sanatçı duruşunu bozmamış nadir isimlerdensiniz. Bunu neye borçlusunuz?

Fatih Kısaparmak: Ben yola çıkarken 100 metre değil, maraton koşmaya gelmiştim. Bu anlamda ülkenin mayasına karışabilmek, kültürel değerlerimize bir katma değer ortaya koyabilmek için bir çabayı ortaya koymuştum. Halen aynı şeyi yapmaya çalışıyorum. Benim işim bestelerle, destelerle değil. Kısa vadeli hedeflerim olmadı. Dolayısıyla bu yolda insanlar bizi doğru anladılar. Bir de haddimizi bilerek hizmette bulunmaya gayret göstererek mesleğimizi icraya devam ettik. Yüce Yaradan’da kalplerimize göre lutfetti ve 26. sanat yılımızda halkımızın, milletimizin huzurunda bulunmaya devam ediyoruz. Bu tamamen ve tamamen bu ülke insanlarının arif oluşuyla ve bizi doğru anlamasıyla ilgilidir.

 

Sanat temiz olmalı

Sanatçı toplumun önünde yürüyen insandır. Bir aynadır. Bu ayna kirli olursa bütün toplumda kirlenir, bu ayna düzgün olursa toplum da düzelir. Sanatçılığın magazin malzemesi olarak algılandığı günümüzde bunun yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanatın yozlaşmasına bakış açınız nedir?

Fatih Kısaparmak: Tabii ki özel hayat işportacılığı yapanlar var. Ancak bizim aile olarak bir tercihimiz söz konusu. Biz her taşın altından çıkmamaya gayret gösteriyoruz. Biz işlerimizle, ürettiklerimizle, eserlerimizle gündemde kalmaya çalışıyoruz. Bırakın gündemde kalmayı yeni gündemler oluşturmanın peşindeyiz. Şebnem hanım’ın bir sözü vardır, onu söylemekte yarar görürüm. Tam da yeridir, “Biz ekranlara insanların durduğu yerden bakıyoruz”. Dolayısıyla bu alemin hem içindeyiz, hem de dışındayız. Sanat temiz olmalı ki, üretilen eserler de temiz kalabilsin. Üretilen eserler temiz olduğu müddetçe, ülkenin geleceği de daha aydınlık ve daha temiz olur.

new_51.jpg

Her şairin, her sanatçının bir ilham kaynağı vardır, beslenme damarları vardır. Sizin ilham kaynaklarınız nelerdir? Bu eserlerinizin beslendiği damar neresidir? Bunun temelinde biz düzgün bir aile yapısı mı arayalım?

Beslendiğimiz yer de seslendiğimiz yer de aynı

Fatih Kısaparmak: Öncelikle düzgün bir aile yapısını aramanız gerektiği kanaatindeyim. Çünkü her başarılı erkeğin yanında-arkasında demiyorum-güçlü ve başarılı bir kadın vardır. Bunun meslek hayatımda çok yararını görenlerdenim. Benim ilham perim, soyadımı taşıyan hanımefendidir, eşimdir. Ama tabii ki bizler bu ülkenin insanlarıyız. Nerden besleniyorsak, oraya sesleniyoruz. Beslendiğimiz yer de seslendiğimiz yer de aynıdır. Biz bu topraklardan, bu coğrafyanın kültüründen, geleneklerinden ve insanların değerler sisteminden besleniyoruz. Sonunda o denizden gönül kovalarımıza doldurduklarımızı, kendi beyin süzgecimizden geçirip tekrar halkımıza sesleniyoruz. Yani eserlerimizde beğendiğiniz ne varsa, o sizin eserinizdir. Biz yoktan varetmiyoruz. Yoktan varetmek, sadece ve sadece Allah’a mahsustur. Bizler varolan güzellikleri yeniden keşfederek, kendi gönül imbiğimizden süzüp damıtarak kendi emeğimizi de katarak yine dönüp dolaşarak size sunuyoruz. Beğendiğiniz ne varsa size aittir.

Geçmişten geleceğe köprü oluyoruz

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun güzel bir dizesi var: “Ben şairim karanlıkta gelse şiirin hası ayak sesinden tanırım. Ne zaman bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım” diyor. Sizin eserleriniz köy türküsü formunda eserler. İnsanı damarından yakalayan eserler. Artık Anadolu’da türkü yakmak denilen şey kalmadı. Artık türkü yapmak var. Bu bağlamda halk müziğiyle olan ilişkinizi ve kültür formlarımızı değerlendirir misiniz?

Fatih Kısaparmak:Çok güzel bir soru. Zaman değişiyor, dünya değişiyor, toplumlar değişiyor. Dolayısıyla toplumların kültürleri ve onlara ait her şey değişim ve dönüşüm içinde. Türkiye’de bundan 40 yıl önce nüfusun üçte ikisi kırsaldaydı. Bugün nüfusun üçte ikisinden fazlası kentlerde yaşıyor. Artık giderek kentleşen bir ülkeyiz. Dolayısıyla değişen toplum şartları içinde bizim ürünlerimiz ve eserlerimiz de doğal olarak değişmekte. Artık bestelenen türküleri yapıyoruz ve söylüyoruz. Bu anlamda bizi çağdaş ozan, kent soylu ozan diye nitelendirenler de oldu. Ben bundan onur duyarım. Ozanlık geleneği üç bin yıllık bir gelenektir. Bugün ikibinlerin başında bir değişim ve dönüşüm yaşamakla beraber devam etmekte olan formdur. O kadar güçlü ve köklü bir gelenek ki, üç bin senedir form değiştirerek hayatiyetini sürdürebiliyor. Kopuzdan bağlamaya geçen süreç baskıdan ozana, aşığa geçiş aslında varoluş dinamizmini de içinde taşıyor. Biz değişen ve gelişen Türkiye’nin, kentleşen ülkenin türkülerini yapıyoruz, türkü formunda besteler üretiyoruz. Bununla Türkiye’nin özellikle genç kuşaklarına ulaşmayı hedefliyoruz. Geleneği geleceğe taşıyacak olan gençliğimizdir. Bir anlamda da lokum içinde aspirin veriyoruz. Modern bir sounda anlayışı içine geleneksel değerlerimizi sindirerek, özümseterek geçmişten geleceğe köprü oluşturmaya çalışıyoruz.

 

Reyting için ekranların kirletildiği bu dönemde programızı hangi kategoriye koyuyorsunuz?

Şebnem Kısaparmak: Ekranlarda olmak gerçekten çok güzel. Reyting için ekranların kirletildiği bir dönemde reytinge yaslanmadan, program yapabilmek de çok önemli. Biz bunu başarıyoruz. Uzunca bir süre ekranlara ara verdik. Yeniden ekranlara dönmek güzel bir duygu. Özlemişim açıkçası. İnsanlar da beni özlemiş, gelen tepkiler bunu gösteriyor. Gelen mailler, mesajlardan bunu çıkarıyoruz. Herkes sokakta soruyordu, “Neden program yapmıyorsunuz?” diye. “Anadolu’ya seslenen bir tek siz varsınız, niye bizi öksüz bırakıyorsunuz?” diyen çok insan oluyordu.
Annelik en büyük sanat

Annelik en büyük sanat dediniz yani?

Şebnem Kısaparmak:Evet, annelik en büyük sanat. Biliyorsunuz ben birkaç sene üst üste çok çok yoğun çalıştım. Hem Şebnem’le Fatih, hem Şebnem Kısaparmak’la Paylaştıkça. Çok yorulmuştum. Biraz nefes aldım.

Televizyon ekranlarında kadın programları çok fazla. Diğer kadın programlarından farkınız nedir? Siz milletimize neyi anlatmaya çalışıyorsunuz.

Şebnem Kısaparmak: Aslında ben demiştim ki, “Annelik en büyük sanat”. Ben de aslında ekranlardan ekran anneliği yapıyorum. Diğerlerinden farkım bu. Boş şeylerle oyalamak yerine insanlarımızı, milli ve manevi değerlerimizi aşılamaya çalışıyoruz. Okuduğumuz şiirlerle yaptığımız konuşmalarla, “Vatan diyoruz, bayrak diyoruz, Allah diyoruz”. Çocuklarımıza bir bakıma ekran anneliği yapmaya çalışıyoruz. Bizim programımız içinde her şey var, eğlence de var ama farklılığımızı ortaya koyacak kültürel formlarımızı, milli ve manevi değerlerimizin yozlaştırılmasına tepkiyi sağlamaya çalışıyoruz. Bunun için Şebnem Kısaparmak’la Güzel Günler olsun ismini istedik. Çocuklar güzel günler görebilsin. Bugün moda olan programlar belli. Biz seninle 10 sene önce haber spikerliği yaptım dönemde röportaj yaptığımızda bir sözümüz vardı. Bu sözümüzü tekrar hatırlatmak istiyorum. “Sel gider kum kalır”. Bu sözü ikinci kere gururla söyleyebiliyorum. Hala ayaktayım. Meslek hayatımda benim 22. yılım oldu. 19 yaşında TRT spikerliği ile ekranlara adım atmıştım. Bundan büyük onur duyuyorum. Hakikaten TRT kökenli olmanın verdiği başka bir kültür var diye düşünüyorum. İki üniversite bitirmiş gibi hissediyorum kendimi. Hem Hacettepe İktisat, hem de TRT. Her şeyimizle TRT spikerlerinin diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyorum.

new_53.jpg

Bir olursanız birlik olursunuz

Türkiye’nin en önemli Türk Halk Müziği’nde eserler üreten bir sanatçısıyla evlisiniz. Ozanıyla evlisiniz. Evliliğiniz sanat camiasında parmakla gösteriliyor. Sanat camiasında evlilikle kısa ömürlü olur. Evliliğinizdeki mutluluk formülü nedir?

Şebnem Kısaparmak: Biz aslında işimizi yapmıyoruz. Bir şekilde de aile olarak ön plana çıktığımız için, doğru mesajı ve doğru fotoğraf karelerini, doğru yayıncılığı aile olarak da göstermek zorundayız. Hep doğru durmak, doğru olmak doğru mesajlar verebilmek çok önemli. Evliliklerin boşanmalardan daha az olduğu bir ülkeye dönüşür olduk. Aile yapımızın çatırtadığı, aile kavramının içinin boşaltıldığı bir dönem yaşıyoruz. Bugün evlenenden fazla boşanan var. İnsanlar bizim evliliğimizi görüp, “Demek ki böyle de olabiliyormuş” diyebiliyorlar. Televizyonlardan bizleri izleyen genç kızlarımız telefon açıyorlar, “Ben kayınvalidem yüzünden eşimden boşanmak üzereyim”. “Aman sabret, aman boşanma, o hanımefendiye evlat olmaya çalış” gibi mesajlarla o hanımefendiye sabırlar tavsiye ederken, bir de bunu fotağraf karesi olarak göstermek de gerekiyor. Biraz önce kayınvalidem bağlandı telefona, gerçekten çok güzel bir fotoğraftı bu. Mutluluğun sırrı dediniz, Anadolu’da bir söz vardır: “Otu çekeceksin, köküne bakacaksın” diye. Biz ikimiz de çok doğru ailelerden gelen insanlarız. Bizim en büyük şansımız ailelerimiz. Bizim yaptığımız bir şey yok.

Fatih Kısaparmak: Biz haddimizi biliyoruz

Şebnem Kısaparmak: Biz gördüğümüzü yaşıyoruz. Annelerimiz, babalarımız bize o kadar güzel şeyler öğretmişler ki, “Eşe saygıyı, sevgiyi”. Bir olabilmeyi ve birlikte olabilmeyi. Bir olabilirseniz, birlikte olabilirsiniz derdi Allah rahmet eylesin annem. Bunları gördüğümüz için, bunları nesilden nesile çocuklarımıza ve ekranlardan tüm genç kardeşlerimize aktarmaya çalışıyoruz

Şöhret rüyadır, riyadır

Fatih Kısaparmak: Şu anda yaşadığımız her şey aslında birer halüsinasyon. Çok sevdiğim bir söz vardır, tekrar edeyim: “Şöhret rüyadır uyandırılırsınız, riyadır kandırılırsınız”. Bu işler birer halüsinasyon olarak değerlendirmek lazım. Dün yoktuk, bugün hasbelkader varız, yarın ne olacağımız belli değil. Olsa ne yazar, olmasa ne yazar.

Şebnem Kısaparmak: Olmasa çok daha iyi olabilir bence. Biz zaman zaman bunu konuşuruz. Biz eve geldiğimizde o portmantoya mesleğimizi asarız. Ben kendimi şahsen, Fatih bey de öyle, kendimizi şöhretli birisi gibi hissetmiyoruz. Ben işimi en iyi şekilde yapan, işimin hizmetkarıyım. Bunu bütün arkadaşlarımız biliyor. İşin mutfağında nasıl çalıştığımı anlatamam.

Sanatçı rol keser, siz normal hayatınızla rol kesmiyorsunuz.

Şebnem Kısaparmak: Evet… Evet… Aynen öyle. O anda sinirlendiysek sinirleniyoruz, gülüyorsak gülüyoruz. Doğal bir şekildeyiz. Sanatçı olmaktan da pek hoşlanmıyoruz.

Fatih Kısaparmak: Şu anda aklıma geldi. Geçenlerde belgesel seyrediyorum bizim kanalda. Afrika’nın ortalarında bir yerde bir hayvan kalıntısı buldular. Omurgalı. Yorum şöyle. “Omurgasız hiçbir hayvanın fosilini bulunamamıştır. Binlerce seneyi geçememiştir. Binlerce seneyi aşıp geçen kalıntılar omurgalılara ait”…. Bence bu yorum toplumlar için de geçerli, sanatçılar için de geçerli. Nerede oluyorsanız olun, omurgalı olacaksınız. Omurga nedir? Bu ülkenin milli ve manevi değerleridir, mayasıdır. Buna sahip olanlar yarına kalır, bugünü geleceğe taşır.

Şebnem Kısaparmak: Omurga nedir? Ortak paydalarımızdır. Değerlerimizdir. Kültürel formlarımızdır. Milli ve manevi direnç noktalarımızdır. Ortak paydalarımız, aynı zamanda ortak faydalarımızdır. Biz milli ve manevi değerlerimize Türk halkı olarak kökünden sahip çıkmalıyız.

new_52.jpg

Magazinel basına neden malzeme olmadığınız da bu sözlerinizle ortaya çıkıyor. Sanatçılık magazinel medyaya malzeme olan şahıslar olarak algılanmaya başlandı son dönemde.

Seçici olmazsak geçici oluruz

Şebnem Kısaparmak: Bizi majör kanallardan sürekli programlara davet ederler. Reytingimiz de yüksektir hani. Röportaj yapmak isterler. Biz inanır mısınız 10 kere çağırırlarsa, bir kere ya gideriz, ya da gitmeyiz. Biz seçiciyiz. Seçici olmazsak, geçici olacağız diye düşünüyorum. Bu çok önemli. Seçmek durumundasınız. Halk inanılmaz derecede akıllı, kime prim vereceğini, kime prim vermeyeceğini çok iyi biliyor. Ben halkın sağduyusuna inanılmaz güveniyorum. Çok çok göz önünde olmamak gerektiğini düşünüyorum.

Sevgiden yoksun bir toplum olduk

Fatih abi, son albümünüzden sonra yeni projeleriniz var mı?

Fatih Kısaparmak: Bu ara bir CD hazırlığı içindeyiz. Bir eseri Şebnem hanımla birlikte seslendirdik, sözünü birlikte yazdık, beraber okuduk. Ama bu eser Şebnem Kısaparmak’la Güzel Günler programı içindi. Özel yapıldı ve sadece burada seslendirdik. Şu anda CD olarak kimsenin elinde yok. Ama olacak inşallah. Birkaç eser daha geliyor. Adı “Allah’a emanet olsun Türkiye’m” Bu ülkenin ortak paydaları ne varsa, sığdırabildiğimiz oranda bu eserde seslendirdik. Bayrak da var, Hz. Peygamber de var, Kabe de var, Doğu var, Kuzey var, Batı var, Yunus Emre var, Hacı Bektaşi Veli var. Edirne’den Kars’a birlik mesajlarımız var. Bu ülkede yaşayan herkesin dokusu kokusu taşıyan bir ortak payda türküsü yaptık. Bunun dışında türkü formunda birkaç beste var. Eli kulağındadır. Konserler bitsin. İnşallah çıkacağız.

Şebnem Kısaparmak: Biraz sevgiden yoksun bir toplum olduk. Bu bizi çok üzüyor. Son dönemde bölünmeye doğru giden bir yapı var. Bu bizi çok üzüyor. Türk insanının sevgisini böldüler. İnsanlar sevgisiz ve tahammülsüz oldu. Biz aslında ortak paydalarımızı büyüterek bir yerlere varmak istiyoruz. Sevgi olursa insanın yüreğinde her şey güzel gider diye düşünüyorum. Lütfen insanlarımız yüreğine sevgiyi koysun. Çünkü bir şekilde kendisine geri dönecek. Paylaştıkça çoğalan en güzel şey sevgidir. Dileriz herkes birbirlerini daha çok sever, sayar. Çocuklarımızın da böyle bir ülkede yaşamasını temenni ediyoruz.

 

 

Bu haber toplam 1634 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.


FACEBOOK

TWITTER
GAZETE MANŞETLERİ
Spor Toto Süper Lig
Platin Haber Spor
NAMAZ VAKİTLERİ
İSTANBUL için namaz vakitleri
İmsak 03:42Güneş 05:34Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:29Yatsı 22:11
HAVA DURUMU
Ankara
-8 / 10 °C
İzmir
-2 / 18 °C
Antalya
6 / 16 °C
Adana
2 / 17 °C
Konya
-2 / 10 °C