Koray Şerbetçi / Platin Haber

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PİRUS ZAFERİ

02 Şubat 2012 Perşembe 10:46

Filistin diyarının kavurucu ikliminde, Zeytindağı’na çıkarak  kendisini dinleyenlere  “Yarının kaygısı yarının olsun. Her güne kendi derdi yeter.”  diye seslenen ve evvelce marangoz olan ama daha sonra Tanrı tarafından elçilikle görevlendirilen Hz. İsa’nın doğumuna 280 yıl vardı. Akdeniz denilen güneşin daima parıldadığı bu medeniyet beşiği sulara  Avrupa’nın çizmesi şeklinde uzanan ve sonraları İtalya diye bilinecek bu ülkenin kentlerinin en kalabalığı ve  en iyi örgütlenmişi olan Roma, bu çizme biçimindeki ülkeyi ele geçirmeye azmetmişti. Roma’nın özgür yurttaşlarından oluşan “legion”lar tüm orta İtalya’ya boyun eğdirmiş, ama batı kafasının amentüsünün birinci maddesi olan “ele geçirmek” iştahını heykelleştirecek Romalılar, ülkenin güneyine de SPQR harflerinin işlendiği bayraklarını dikmek istiyorlardı. Bu mağrur simge Senatus Populusque Romanus yani “Roma Halkı ve Senatosu” diyerek kendi zamanının monarşilerinden farklı bir iddia güden yapının işaretiydi.

      Roma lejyonlarının hareketi güneydeki Yunan bezirganlarınca yönetilen kentleri telaşa sevketmiş, Romalılarla kendi başlarına baş edemeyeceklerini anlayan bu demokrat Yunan siteleri de Epir kralı Pirus’u yardıma çağırmışlardı. Bu yardım çağrısını kabul eden yenilmez kral Pirus,yaklaşık iki yıl boyunca Sicilya’da ordugahını kurdu ve bekledi. Sonra 40 bine erişen ordusu ve Hintlilerden öğrendikleri savaşta fil kullanma taktiği ile Maleventum şehrinde Roma ordusu ile karşı karşıya geldi. Kral Pirus, geceleyin hava karanlık iken, ormandan geçerek Romalıları gafil avlama niyetindeydi. Fakat rüyasında dişlerinin döküldüğünü ve ağzının kanla dolu olduğunu görünce bunun hayra alamet olmadığı kanaatine varmış, komutanlarına harekatın iptali buyruğunu vermişti. Ancak geç kalmıştı. Harekat başlamış,  ordu ormana girmişti. Askerlerin bu harekatta taşıdıkları meşalelerin yanma süresi yanlış hesaplandığından, ordu bir anda karanlıkta kalıverdi. El yordamı ile baskın yapılacak bölgeye eriştiklerinde güneş kendisini çoktan göstermiş ve baskın avantajı yitirilmişti. Yapılan savaş çok kanlı oldu. Gerçi Epir ordusu Romalıları yenmişti ama adamlarının dörtte üçünü yitirmiş ve savaşı kazanmasına rağmen elde ordusu kalmamıştı. Kral Pirus ne zaferinin politik meyvelerini toplayabilmiş ve ne de kendisini dönemin hatırı sayılır politik güçlerinden biri yapan ordusunu koruyabilmişti. İşte bu olay tarihte “Pirus Zaferi” diye adlandırılır.

     Şimdi tam burada sormak gerek; “her başarı iyi midir?” diye. Modernizmin biz insanoğluna verdiği en önemli nasihatlerden birisi budur. Hatta nasihatten de öte yaşamsal hedeftir bu. Bugün neredeyse bütün kişisel gelişim sistemleri bunu fısıldar insanın kulağına; “Evet başarabilirsin!”. Bu yaklaşıma bugün neredeyse iman edilir. Felsefecilerin dediği gibi“a priori” yani peşinen başarı eşittir iyi bir şey denklemi kurulur. Yine başarı Grekoromen yani Yunan-Roma hatta kısaca batı kafasınca “ele geçirme” haline eşitlenir. Belki bu ele geçirme halinin bugün için en donuk aracı da parayı ele geçirmektir. Şimdi yeniden sorulmalı her zafer/başarı iyi midir diye. Yoksa başarılarımız “Pirus zaferi” midir?

       Bakışlarımızı doğuya çevirirsek farklı sesler duyarız. Doğu başarının zaten mümkün bir şey olmadığını söyler. Zira doğu nedene bakar ve şöyle der: Başarı bir şeyi elde etmekse sende asıl bilinmesi gereken neyi ele geçirdiğin değil ele geçirme duygusudur. Bu duygu yani arzu asla doymaz. Neyi ele geçirirsen geçir o şey hemen anlamını kaybedecek ve yeni bir şey ele geçirmek isteyeceksin. Zira her şey değişir ama sahip olduğunla sahip olmayı isteyeceğin şey arasındaki mesafe sabit kalır. Hintli bilge Paramahansa Yogananda şöyle bir olay anlatır : “New York’ta tanıştığım bir adam bana dert yandı. ‘Bir milyon dolarımı kazanmak otuz beş yılımı aldığı için kendimi affedemiyorum.’ Hala tatmin olmadın mı? diye sordum. ‘ Bilakis’ dedi ve devam etti ‘ Benim bir arkadaşım bunu birkaç kez başardı, şimdi ben kırk milyon dolar kazanıncaya kadar mutlu yaşayamam.’ Bu adam kırk milyon dolar kazanıp geri kalan günlerini huzur ve mutluluk içinde geçiremeden sinir krizleri içinde öldü. Aşırı dünyasal hırsın meyvesidir bu…”

     Evet modern yaşam bize Pirus zaferleri kazandırmaktan başka bir şey kazandırmıyor. Evet başarı ama ne pahasına? Hz.İsa ölümünden 315 sene sonra kendisinin posasını kabul eden Roma aklına ve onun “ele geçirme” misyonunu materyalizmin zirvesine taşıyacak olan modern yaşamın teorisyenlerine ve o teorilerin “evet başarabiliriz” cemaatine şöyle sesleniyor doğudan ; Şayet bir insan bütün dünyayı kazansa ama ruhunu kaybetse, bunun insana faydası nedir?”  İnsan kazanabilir. Ama bu kazanç ve başarı daima mutluluk getirmez.  “Çinli Bilge Chuang-Tzu yapraklarla kaplanmış büyük bir ağaç gördüğünde dağlarda geziniyordu. Bir ormancı onun yanında duruyordu fakat onu kesmedi. Chuang-Tzu ondan bunun nedenini sordu; adam : ‘ Bu ağaç yararlı değil’ dedi. Chuang-Tzu o zaman şöyle dedi : ‘ Bu ağaç üstün özelliklere sahip olmadığından  hayatını doğal şekilde tamamlayabilir.’” Modern anlayışı nasıl da apıştırıcı bir yaklaşım değil mi? Son olarak yine Çin ikliminden bir sesle bitirelim yazıyı. Lao-Tzu der ki: “ Dünyayı elde etmek istersen ve bunun için planlar yaparsan, sonunu getiremezsin. Dünyadaki en yüce araç, planlarla gerçekleştirilemez. Plan yapan onu bozar sıkı sarılan kaybeder. Kimi önden gider, kimi kaybeder, kimi üfler, kimi eser geçer, kimi güçlüdür, kimi zayıf, kimi zarı dolu atar, kimi cebini boşaltır.” Evet doğuya kulak verelim ve “hep birlikte başarabiliriz” çılgınlığına karşı kaybetmenin tadını da sürebiliriz.

Bu yazı toplam 449 defa okunmuştur.


FACEBOOK

TWITTER
GAZETE MANŞETLERİ
Spor Toto Süper Lig
Platin Haber Spor
NAMAZ VAKİTLERİ
İSTANBUL için namaz vakitleri
İmsak 03:42Güneş 05:34Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:29Yatsı 22:11
HAVA DURUMU
Ankara
-8 / 10 °C
İzmir
-2 / 18 °C
Antalya
6 / 16 °C
Adana
2 / 17 °C
Konya
-2 / 10 °C